Milli ve Kalkınmacı Bir Müteşebbis: NURİ DEMİRAĞ - TeknoYouth

Tarih

29.03.2021 23:12:00

Milli ve Kalkınmacı Bir Müteşebbis: NURİ DEMİRAĞ

Türk milletinin kaderini etkileyen ender olaylardan biri olan Milli Mücadele, hiç şüphesiz büyük zorluklar içerisinde ama kararlılık ve azimle verilmişti. Öyle ki art arda devam eden savaşlar milleti yormuş, genç nesillerin ciddi bir kısmı cephelerde ya şehit olmuş ya da gazi. Tüm bu sıkıntılı sürecin son evresinden, adeta tek atımlık barut misali son bir gayretle Milli Mücadele gerçekleştirilmiş ve Türk milleti yeniden ayağa kalkarak Atatürk önderliğinde Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştu. İşte bundan sonrası gayret ve azimle çalışmak ve memleketi uygar dünyayla yarışır bir vaziyete getirerek imar etmek ve kalkındırmaktan başkası değildi.

Bir memleketin gelişmesinde hiç şüphesiz bireylerin gayretleri ve çabaları önemli bir etkendir. Devletin temel vazifelerini gerçekleştirdikten sonra, müteşebbis ruhlu vatandaşlarına imkan tanıyarak kalkınma hamlelerinin önünü açması önemlidir. İşte cumhuriyetimizin ilk yıllarında önemli işler başarmış ‘’Milli ve Kalkınmacı bir müteşebbis olarak Nuri Demirağ’ı’’ görmekteyiz.

 

Nuri Demirağ 1886 yılında Sivas’ın Divriği ilçesinde, mütevazi bir ailenin ferdi olarak dünyaya geldi. Babası Mühürzade Ömer Bey, annesi Ayşe Hanım’dır. Babasını üç yaşındayken kaybetti ve annesi tarafından büyütüldü. Öğrenimine Divriği’nde devam eden Nuri Bey, 1910 yılında Maliye Bakanlığı’nın sınavını kazanarak memur oldu ve Beyoğlu’nda çalışmaya başladı. Ardından yaşadığı bir takım sıkıntılı olaylar neticesinde memurluğu bırakarak ticari yaşama başlamaya karar verdi.

 

İlk Türk sigara kağıdı; Adeta yabancıların kontrolünde olan bu sektöre, 1918 yılında girdi. Vatandaşlardan büyük teveccüh görerek ciddi bir kazanç elde etti. Ürettiği sigara kağıdına ‘’Türk Zaferi’’ adını verdi. Akabinde Milli Mücadele yıllarında çalışmalar yürüterek Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin Maçka şubesini yönetti.

 

Milli Mücadele’den zaferle çıkan Türkiye, memleketin ulaşımındaki eksiklikleri gidermek için demiryollarına ağırlık verdi. Cumhuriyetin ilk yıllarında yapılan 10.000 km demiryolunun 1200 km kısmını Nuri Demirağ yapmıştır. Bu başarılarından dolayı bizzat Atatürk tarafından kendisine ‘’Demirağ’’ soyadı verilmişti.

 

Nuri Bey, demiryolu yapımı sürerken çeşitli büyük inşaat projelerine de başladı. Karabük Demir Çelik, İzmit Selüloz, Sivas Çimento ve Bursa Merinos tesisleri, Eceabat Havalimanı’nı, Haliç kenarında İstanbul Hal Binası’nı inşa etti. 1931 yılında İstanbul Boğazı’na köprü inşası projesini başlattı. Yurtdışından uzmanlar getirerek incelemeler yaptırdı; San Francisco’daki Golden Gate Köprüsü ile aynı sistemde bir köprü inşa etmeleri için Golden Gate’i inşa eden firmayla anlaştı. Tüm hazırlıkları bitmiş olan projeyi 1934’te cumhurbaşkanı Atatürk’e sundu. Cumhurbaşkanı tarafından beğenilse de proje hükümetten onay alamadı ve proje gerçekleşmedi. Bu, Nuri Demirağ’da çok büyük bir hayal kırıklığı yarattı.

 

Nuri Demirağ, THK aleyhine açtığı davasını kaybettikten sonra, Türkiye’de adalet kavramının gelişmesi için tek-partili yönetim anlayışının değiştirilerek çok-partili demokratik düzenin getirilmesi gerektiğine inanmıştı. Bu düşünceyle siyasete atıldı. 1945 yılında Türkiye’nin ilk muhalefet partisi olan Millî Kalkınma Partisi’ni kurdu. Parti, 1946 ve 1950 seçimlerinde meclise giremedi. 1954 seçimlerinde Demokrat Parti’den adaylığını koydu, Sivas milletvekili oldu. Çölleşme, tarım ve hayvancılıkta gerileme, enerji, barajlar, köprüler, limanlar hakkında çalışmalar yaptı.

 

UÇAK FABRİKASI VE GÖK OKULU

 

‘’Avrupa’dan, Amerika’dan lisanslar alıp uçak yapmak kopyacılıktan ibarettir. Demode tipler için lisans verilmektedir. Yeni icat edilenler ise bir sır gibi, büyük bir kıskançlıkla saklanmaktadır. Binaenaleyh kopyacılıkla devam edilirse, demode şeylerle beyhude yere vakit geçirilecektir. Şu halde Avrupa’dan ve Amerika’nın son sistem tayyarelerine mukabil, yepyeni bir Türk tipi vücuda getirilmelidir.’’

 

Devrin en zengin iş adamı olan Demirağ, 1936 yılında uçak fabrikasına kurma girişimine başladı. O yıllarda ordunun uçak ihtiyacı halktan ve zengin iş adamlarından toplanan bağışlarla karşılanmaktaydı. Kendisinden uçak satın almak için başlatılan bir bağış kampanyasına katılması istendiğinde “Benden bu millet için birșey istiyorsanız, en mükemmelini istemelisiniz. Madem ki bir millet tayyaresiz yaşayamaz, öyleyse bu yaşama vasıtasını başkalarının lütfundan beklememeliyiz. Ben bu uçakların fabrikasını yapmaya talibim” sözleriyle karşılık vermişti.

 

Fabrikayı memleketi Divriği’de kurmayı planlamıştı. Ancak öncelikle İstanbul’da bir deneme atölyesi kurulacaktı. Bu amaçla Çekoslovak bir şirketle anlaştı. İstanbul’da Barbaros Hayrettin Paşa İskelesi’nin yanında atölye binası inşa edildi (Deniz Müzesi’nin solunda bulunan büyük sarı bina). Deneme uçuşlarını yapabilmek için Yeşilköy’deki Elmas Paşa Çiftliği’ni satın aldı ve üzerinde büyük bir uçuş sahası, hangarlar ve uçak tamir atölyesini yaptırdı. Uçuş sahası, Avrupa’nın en büyük havalimanı olan Amsterdam Havalimanı büyüklüğünde idi. Bu alan, günümüzde Uluslararası İstanbul Atatürk Havalimanı olarak kullanılır.

 

Uçakları kullanacak Türk pilotların yetişmesi için bir havacılık okulu kurmak gerekiyordu. Pistin bulunduğu arazide Gök Okulu kuruldu. Okul, 1943 yılında kadar 290 pilot yetiştirdi. Yeşilköy’deki Gök Okulu’ndan önce Divriği’de de bir Gök Ortaokulu açtı. Sivas’ın hiçbir ilçesinde ortaokul yokken açılmış bu okulda öğrencilerin tüm masrafları karşılanıyor; öğrenciler havacılığa özenmeleri için İstanbul’a getirtilip uçuş dersleri veriliyordu.

 

Beşiktaş’taki uçak fabrikasında üretilecek uçak ve planörlerin planını Türkiye’nin ilk uçak mühendislerinden Selahattin Reşit Alan çizdi. 1936’da ilk tek motorlu uçak üretildi ve Nu.D-36 adı verildi. 1938’de Nu.D-38 adlı çift motorlu altı kişilik yolcu uçağı yapıldı. NuD-38, 1944 yılında Dünya havacılığı yolcu uçakları A sınıfına alındı. İlk uçak siparişini 1938 yılında Türk Hava Kurumu (THK) verdi.

Nuri Demirağ, havacılık alanında çalışmalarına 1939’da Türkiye’nin ilk yerli paraşüt üretimini gerçekleştirerek devam etti. 1941’de tamamen Türk yapımı ilk uçak İstanbul’dan Divriği’ye uçtu. Nuri Demirağ’ın oğlu ve Gök Okulu’nun ilk mezunlarından olan Galip Demirağ, bu uçuşta pilot idi.

THK tarafından sipariş edilen 65 planör kısa sürede teslim edildikten sonra; NuD-36 adlı 24 eğitim uçağı tamamlanmış, deneme uçuşları İstanbul’da gerçekleşmişti.

THK’nın siparişi olan ve son olarak İstanbul’dan Eskişehir’e uçan uçakların teslimi için Eskişehir’de bir kez daha test uçuşu yapılması talep edilmiştir. Selahattin Reşit Alan, 1938’de Nu.D-36 uçağıyla iniş yaparken, çevredeki hayvanlar hava alanına girmesin diye pistte açılan hendeği görmez ve hendeğe düşer. Reşit Alan bu kazada vefat eder. Bu kazadan sonra THK siparişi iptal etti. Nuri Demirağ, mahkemeye verdiği THK ile yıllar süren bir mahkeme sürecine girdi. Mahkeme THK lehine sonuçlandı. Ayrıca uçakların yurt dışına satılamaması için bir de kanun çıkartılır. Bu yüzden sipariş alamayan fabrika 1950’li yıllarda kapanır. Beşiktaş’ta üretilen uçakların uçuş deneme testleri ve gök okulu için yapılan pistler, hangarlar, üzerlerindeki bütün yapılı binalar o yıllarda dünyanın en büyük havalimanı Amsterdam Havalimanı büyüklüğündeki bütün kurulu tesisler istimlak edildi. Bu havalimanı günümüzdeki Atatürk Havalimanı’dır.

İspanya, İran ve Irak’tan alınan siparişler engellendi; elde kalan uçaklar hurdacıya satıldı. Nuri Demirağ’ın davayı kaybettikten sonra hükûmet üyeleri ve cumhurbaşkanı İsmet İnönü’ye mektuplar yazarak yanlışlığın düzeltilmesi için yaptığı girişimler başarısız oldu; fabrika tekrar açılamadı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Makaleler


  • Türkiye Büyükşehirlerinde ki Gayri Safi Milli Hasıla

    Hemen Oku.
  • Kişisel Bulut Depolama Alanınızı Oluşturun; WD My Cloud

    Hemen Oku.
  • Sırlarla Dolu Göbekli Tepe

    Hemen Oku.

Okuyucu Yorumları


Yorum Yap