Türk Deniz Kuvvetlerinin Tarihi Genel İncelemesi - TeknoYouth

Tarih

29.03.2021 23:22:00

Türk Deniz Kuvvetlerinin Tarihi Genel İncelemesi

''Zaferleri ve geçmişi insanlık tarihi ile başlayan, her zaman zaferle beraber uygarlık nurlarını taşıyan kahraman Türk ordusu!'' Hasta yatağında ölümle boğuşur bir durumdayken, en yakın dava arkadaşlarından Mareşal Fevzi Çakmak Paşaya yazdırdığı bu hisli cümle, Türk zabitinin ve Türk erinin hafızasından hiçbir zaman çıkmayacak bir yer edinmiştir. Yazı konum olan ''Türk Deniz Kuvvetleri Genel Tarihi İncelemesi''ne başlamadan evvel, Türk ordusunun önemini vurgulamak için, bizzat Atatürk'ün sözleriyle başlamak istedim.

TÜRK DENİZ KUVVETLERİ’NİN DOĞUŞU

Cihanşümul işler yapmış milletlerin tarihinde, denizcilik hiç şüphesiz çok önemli bir yer edinmiştir. Türk milleti gibi tarihte büyük işler başarmış, fetihler gerçekleştirmiş anayurdundan çok öte topraklarda bayrağını dalgalandırmış bir millet için de elbette denizcilik çok müstesna bir mücadele sahası olmuştur. Çaka Bey, Piri Reis ve Barbaros Hayrettin Paşa gibi büyük devlet adamlarını yetiştirmiş bir milletin, denizciliği ciddi bir şekilde önemsediğini anlayabiliriz. Makalemin, Türk denizcilik tarihinin anlaşılmasında ufak da olsa bir katkı sağlayacağını ümit ediyorum.

 

İlk Türk Amirali Çaka Beyi

1- Çaka Beyliği ve Türk Denizciliği

Sultan Alparslan’la birlikte Anadolu’ya akınlar düzenleyen Oğuz Türkleri, bu akınlar neticesinde Ege ve Marmara kıyılarına ulaşmıştı. İşte bu devirden itibaren Türklerin denizcilikle hemhal olmaya başladığını da söyleyebiliriz. Bu önemli dönüm noktasına öncülük eden isim Çaka Beydi. Selçuklunun mert akıncılarından biri olan Çaka Bey, Anadolu’nun fethi sonrası İzmir ve civarında beylik kurmuş ve Türk Tarihinde yerini almıştı. Denizciliğe özel bir ilgi duyan Çaka Bey, o dönemin şartları göz önüne alınacak olursa gayet modern diyebileceğimiz tersane kurmuş ve bölgeyi bir deniz üssü yapmıştı. Bu süreçlerden sonra hızlı bir şekilde gemi inşa faaliyetlerine başlanmış ve ilk olarak 1081 yılında, 50 parçalık ilk Türk Donanması inşa edilmişti. Bu yıl Türk Deniz Kuvvetleri’nin kuruluş tarihi olarak kabul edilmiş ve Türk Denizcilik Tarihinde bir dönüm noktası olarak yerini almıştır. Tam 9 yıl sonra 19 Mayıs 1090 tarihinde, Koyun Adaları civarında Bizans donanmasıyla karşılaşılmıştı. Çaka Bey, 17 çektiri ve 33 yelkenliden oluşan donanmasını ustaca manevralarla hareket ettirmiş ve Bizans donanmasına ciddi kayıplar verdirerek geri çekilmelerine neden olmuştu. Sonrasında devam eden mücadeleler Çaka Beyi, Çanakkale yakınlarına kadar ulaşan bir etki alanına sahip olmasını sağlamıştır.

 

2- Anadolu Selçukluları ve Umur Bey Dönemi

Haçlı Seferleri, Türk tarihinde hiç şüphesiz önemli bir yer edinmişti, bu olay Çaka Beyle birlikte gelişim göstermiş olan Türk denizciliğini bir müddet olumsuz etkilemiş ve bir durağan seyir almasına sebebiyet vermişti. Ancak tüm bu olumsuzluklar Anadolu Selçuklularının denizcilik alanında verdikleri mücadele azmini baltalayamamıştı.

Sultan-ül Bahreyn yani iki denizin sultanı olarak bilinen Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alaattin Keykubat Alanya ve Sinop tersanelerinde inşa ettirdiği gemilerle, Türk denizciliğinin gelişimine önemli katkılar sağlamış ve devrinin önemli filolarını denizcilik tarihimize kazandırmıştı.

Alanya Tersanesi, Türklerin denizcilik mücadelesinde, planlı ve organize bir şekilde inşa edilmiş olan ilk tersane olarak bilinmektedir. Moğol istilasıyla birlikte Anadolu’da yaşanan sıkıntılar hepimizin malumudur. Bu istilalar neticesinde, 1308 yılında dağılan Anadolu Selçuklu Devleti’nin akabinde, Anadolu coğrafyasında birçok beylik kurulmuştu. Bunlar; Karesioğulları, Aydınoğulları, Menteşeoğulları ve Candaroğullarıdır.

Moğol istilası sonrası sekteye uğrayan Türk denizciliğinin gelişimi, bu beyliklerle birlikte yeni bir hız kazanmıştı. Özellikle Balıkesir ve civarında kurulan Karesioğulları Beyliği, denizciliğe büyük önem vermişti. Karesioğullarının Edincik’te kurduğu tersane, birçok gemi inşa etmiş ve bu gemiler Bizans’ın deniz hakimiyetinin zayıflamasında ciddi bir rol oynamıştı. Ayrıca bu olaylar, Osmanlı denizciliğinin gelişimine de ön ayak olmuştu.

Özellikle Aydın civarında kurulan Aydınoğulları Beyliği, Umur Bey döneminde ciddi gelişmeler sağlamıştı Türk denizciliği adına. Umur Bey 1334 ve 1348 yılları arasında Bizans ve Cenevizlilere karşı önemli üstünlükler kazanmıştı. Umur Beyin başarıları, Rodos’tan Çanakkale Boğazı’na hatta Mora ve Rumeli kıyılarına kadar bir nüfuz alanı kazanmasını da sağlamıştı. Böyle önemli başarılar elde etmiş Umur Bey, zorlu mücadelelerinden birinde şehit olmuştu.

Manisa civarında kurulan Saruhanoğulları Beyliği de, Umur Beyin bu mücadelelerine destek vererek Türk denizciliğinin gelişimine katkı sağlamıştı. Özellikle Süleyman Bey, bakım ve onarım alanında ciddi çalışmalar gerçekleştirmişti.

3- Osmanlı İmparatorluğu Dönemi

Tarihte kurulmuş olan en büyük imparatorluklardan biridir Osmanlı. 3 kıtada geniş bir coğrafyada, milyonlarca km toprakta hüküm sürmüş bir devlet için, elbette denizcilik fevkalade önemli bir gerçek olmuştu. Osmanlılarda denizciliğe büyük ehemmiyet göstermiş ve bu alanda tarihi başarılara imza atmışlardı. Barbaros, Piri Reis gibi dünyaca meşhur abide şahsiyetler, işte bu devirde yetişmiş ve Türk tarihinde yerlerini almışlardı.

Osmanlılar başarıdan başarıya koştukları dönemlerde aynı şekilde paralel olarak denizlerde de başarıdan başarıya koşmuşlardı. Aynı şekilde ne zaman bir gerileme devrine girmişlerse, denizlerde de bir güç kaybına uğramışlardı. İşte bu gerçek bile, büyük millet olmanın denizlerde büyük başarılar elde etmekten geçtiğinin en net örneklerinden biri olmuştur.

Osmanlı denizcilik tarihini esasen 3 ana bölüme ayırabiliriz. 1- Derya Beyleri Dönemi (1324-1390) 2- Kaptan-ı Derya-Kaptan Paşalar Dönemi (1390-1867) 3- Bahriye Nazırlığı Dönemi (1867-1922)

Derya Beyleri Döneminde; Karamürsel’in 1323 yılında fethedilmesiyle birlikte Karesi Beyliğinden gelen yardımla birlikte Osmanlının denizcilik alanındaki başarılarının da temeli atılmıştı. Mürsel bey komutasında oluşturulan 24 parçalık filo, Osmanlıların bu alanda elini kuvvetlendirmişti. 1327 yılında Karamürsel’de kurulan ilk Osmanlı tersanesi, Osmanlı’nın ilk savaş gemilerini de inşa etmeye başlamıştı. 1334 yılında Gemlik ve 1337 yılında İzmit’in fethedilmesiyle birlikte denizlerden Osmanlı’nın Rumeli’ye olan yolculuğunun da temelleri atılmıştı.

Kaptan-ı Derya-Kaptan Paşalar Döneminde; Ciddi bir devlet anlayışıyla teşkilatlı ve planlı bir şekilde denizlerde hareket etme Yıldırım Bayezid döneminde başlamıştı. Saruca Paşa Türk tarihinin ilk Kaptan-ı Deryası olmuştu. 1455 yılında Kasımpaşa’da inşa edilen tersane (Tersane-i Amire), dünyanın en büyük tersanelerinden biri olmuştu. 1513-1528 yıllarında iki dünya haritası yapan Piri Reis, bu alanda dünya tarihine geçen önemli bir şahsiyet olarak Türk tarihine ismini altın harflerle yazdırmıştı. Piri Reis’in yayınladığı Bahriye adlı kılavuz kitap, Ege ve Akdeniz’i her açıdan inceleyen bir eser olarak tarihe geçmişti. Bu dönemde Barbaros Hayreddin Paşa, kardeşleri Oruç ve İlyas Reisler, Selman Reis, Murat Reis ve Seydi Ali Reis, abide şahsiyetler olarak Türk denizcilik tarihine isimlerini altın harflerle yazdırmışlardı. 1533 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından, Kaptan-ı Derya yapılan Barbaros Hayreddin Paşa, Türk denizciliğine adeta zirve bir isim olarak geçmişti. Türk tarihinin tartışmasız en büyük zaferlerinden biri olan Preveze, bu devirde kazanılmıştı. Her yıl zaferin kazanıldığı 27 Eylül, Deniz Kuvvetleri günü olarak kutlanılmaktadır. Son devirlere yaklaşıldığında ise, Sultan Abdülaziz’in denizciliğe ehemmiyet verdiğini görmekteyiz, Sultan Abdülaziz, 25 zırhlı olacak şekilde 100 gemiden oluşan bir filo kurma çalışmaları yürütmüştü.

Barbaros Hayrettin Paşa

 

Piri Reis

Bahriye Nazırlığı Döneminde; Donanmayı çeşitli gerekçelerle, Haliç’te atıl durumda bırakan 2. Abdülhamit dönemini görmekteyiz. Donanmanın uzun yıllar faaliyet göstermemesi, maalesef parlak zaferlerle dolu Türk denizciliğinin bu dönemde gerilemesine sebebiyet vermiştir. Osmanlı-Yunan savaşında, gerekli eğitim ve hareket yönünden eksiklikler olması sebebiyle, istenilen başarılar gösterilememişti. 1909’da Abdülhamit’in tahttan inmesiyle birlikte, donanma yeniden canlandırılmak istenmiş ve Donanma Cemiyeti kurulmuştu. Bu cemiyetin gayretleriyle para toplanmış ve Almanya’dan zırhlılar alınmıştı. 1. Dünya Savaşı’yla birlikte, Almanlar tarafından bir dizi eğitimler verilmiş ve donanmanın güçlendirilmesi için çalışmalar yapılmıştı. Bu dönemde, Rauf Orbay komutasındaki Hamidiye Kruvazörü, Yunan Donanmasına kayıplar verdirerek önemli bir başarı olarak tarihe geçmişti. Yine bu dönemde, Çanakkale Savaşı’nda Nusret Mayın gemisinin yapmış olduğu tarihi vazife, Türk denizciliğinin unutulmaz olaylarından biri olarak kaydedilmişti.

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ DÖNEMİ

Genelkurmay Başkanlığı Karargahında 1928 yılından 1949 yılına kadar Deniz Müsteşarlığı olarak temsil edilen Deniz Kuvvetleri, Yüksek Askeri Şuranın 15 Ağustos 1949 günü almış olduğu tarihi bir kararla Deniz Kuvvetleri Komutanlığı olarak teşkil edilmişti. Türkiye Cumhuriyeti’nin Nato’ya 1952 tarihinde katılmasıyla birlikte, Deniz Kuvvetlerinde gelişimler de başlamıştı.1960 yılından sonra cephe fikri üstün çıkmış ve Anadolu’yu çevreleyen denizlerdeki emir komuta sorumluluğu “Kuzey Deniz Saha Komutanlığı” ve “Güney Deniz Saha Komutanlığı” adı altında iki Koramiral seviyesinde Komutanlığa verilmiştir. Deniz Saha Komutanlıklarının emrinde de ayrıca “Bölge Komutanlıkları” bulunmuştur. Bundan böyle Deniz Kuvvetleri Komutanlığında Donanmayı “Marmara Denizi Donanması“ halinden çıkarıp “Açık Deniz Donanması” haline getirmek fikri doğmuş ve gelişmiştir. Bu fikrin gereği olarak da Doğu Akdeniz ve Karadeniz’de üsler kurulmaya başlanılmıştır.Türk Deniz Kuvvetleri, Türk Ulusunun kendine olan sınırsız güvenini boşa çıkarmamış; sınırlı imkanlarına rağmen, 1974 yılında Kıbrıs Barış Harekatı’nda kilit rol oynamış ve askeri açıdan tartışmasız en zor harekat olarak kabul edilen amfibi harekatı başarı ile gerçekleştirerek, amfibi ve kara birliklerinin emniyetle Kıbrıs’a çıkmasını sağlamış, aynı zamanda hem Kıbrıs’a yönelik düşman takviyesini engellemiş hem de Kara Harekatına deniz top ateş desteği sağlayarak, askeri ve siyasi hedeflerimizin ele geçirilmesinde büyük rol oynamıştır. Türk Deniz Kuvvetleri bu göz kamaştırıcı başarısına karşın, 67 mensubunu (54 denizci, 13 deniz piyadesi) ve Kocatepe Muhribini kaybetmiştir.

1988 yılında inşa edilen ilk modern fırkateyn olan TCG Fatih (F-242), Gölcük Tersanesi’nin uluslar arası arenadaki prestijini daha da artırmıştır. Bazı alanlardaki imkan ve kabiliyetlerini 1980’li yıllarda istenilen seviyeye çıkaramayan Türk Deniz Kuvvetleri, 1990’lı yılların sonunda gerçek anlamda bir açık deniz kuvveti hüviyeti kazanmıştır. Türk Deniz Kuvvetleri bu yıllarda harbe hazırlık seviyesi ve harekat kabiliyetini önemli ölçüde geliştirmiştir. Bu dönemde, Kara ve Hava Kuvvetleri ile yapılan tatbikatlar ile müşterek harekata yönelik büyük ilerlemeler kaydedilmiş; Hava Kuvvetleri uçakları ile Orta ve Doğu Akdeniz de dahil olmak üzere, açık denizlerde müşterek harekat icra edebilme yeteneği artırılmıştır. Bu dönemin en önemli gelişmelerinden birisi de, 1987 yılında Aksaz Deniz Üssü’nün Ege ile Akdeniz’i buluşturan stratejik bir mevkide tesis edilmesidir. Böylece, hem Türk Deniz Kuvvetleri hem de dost ve yabancı ülke gemilerini üs ve liman kolaylıkları açısından desteklemek üzere ilave bir yetenek kazanılmıştır.

TCG FATİH

TCG FATİH İlerleyen tarihlerde, elde edilen tecrübelerle birlikte Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bağlısı tersanelerde milli imkân ve kabiliyetler ile savaş gemisi tasarlama ve inşa etme gücüne ulaşılmıştır. Bu gücün somut göstergesi olarak tamamen yerli tasarıma ve milli imkanların azami ölçüde kullanılması ilkesine dayanan MİLGEM projesinin ilk gemisi TCG HEYBELİADA (F-511) 27 Eylül 2011 tarihinde, ikinci gemi TCG BÜYÜKADA (F-512) 27 Eylül 2013 tarihinde, üçüncü gemi TCG BURGAZADA (F-513) 04 Kasım 2018 tarihinde hizmete girmiştir.

ADA sınıfı korvetlerin dördüncüsü olan KINALIADA korvetinin “İlk Kaynak Töreni” 18 Haziran 2016 tarihinde İstanbul Tersanesi Komutanlığında icra edilmiştir. TCG KINALIADA, 03 Temmuz 2017 tarihinde denize indirilmiş olup, 29 Eylül 2019 tarihinde Türk Deniz Kuvvetlerinde hizmete girmiştir.

AMFİBİ PROJESİ kapsamında inşa edilen ilk gemi olan BAYRAKTAR 3 Ekim 2015 tarihinde denize indirilmiştir. Bunlarla paralel olarak, sivil tersanelerimizde ilk defa bir harp gemisi sayılabilecek TUZLA sınıfı karakol botları inşa edilerek hizmete girmiştir. Hala yapımı devam eden TCG Anadolu ise, Türk Deniz Kuvvetleri’ne bambaşka bir boyut kazandıracak ve denizlerde bayrağımızı dalgalandıracaktır.

TCG HEYBELİADA

Milli Ülkümüz MAVİ VATAN;

Türk denizciliğinin tarihi serüvenini, özet bir şekilde sizlere anlatmaya çalıştım. Elbette eksiklerim olmuş olabilir ama başta da belirttiğim gibi, makalem Türk denizciliğinin öneminin anlaşılmasına bir katkı sağlarsa ne mutlu bana. Yaptığım araştırmalarda gördüğüm sonuç şu ki; Türk milleti ne zaman cihanşümul işler başarmış, ona paralel olarak aynı şekilde denizlerde de tarihe geçen başarılar elde etmiş. Yani demem o ki, gelecekte de ‘’Büyük Türkiye’’ hedefi, denizlerde büyük başarılar elde etmeye bağlı. İşte tam bu noktada bizim için olmazsa olmaz, adeta ‘’Milli Ülkü’’ olan bir davamız var, ‘’MAVİ VATAN’’.

Zor bir coğrafyada yaşıyoruz, etrafımız türlü terör örgütleriyle ve sorunlu devletlerle dolu. Böyle bir coğrafyada Türkiye’nin ayakta kalabilmesi için kuşkusuz güçlü bir ekonomiye sahip olması gerekiyor. Mavi Vatanımızdaki zenginlikler tam bu aşamada bizim için hayati bir öneme sahip. Başta Fransa, Yunanistan, Mısır ve İsrail olmak üzere, dünyanın bir çok devletinin gözünü buradaki zenginliğe diktiği bir gerçek. Türkiye’nin bu zenginliği kaçırmaması gerekiyor. Uzmanlar tarafından yapılan tespitler, Doğu Akdeniz’de toplam değeri 3 trilyon doları bulan doğalgaz yatağı bulunduğunu gösteriyor. Ayrıca Türkiye’nin deniz yetki alanlarında 572 yıllık enerji ihtiyacını karşılayacak bir doğalgaz rezervi varlığından söz ediliyor. Tüm bu sonuçları düşündüğümüzde, mevzunun ne kadar ciddi ve önemli olduğunu düşünmemek elde değil. Türkiye’nin topuyla tüfeğiyle Mavi Vatanda varlık göstermesi adeta bizim için bir hayat memat meselesi olmuştur. Mecaz anlamda söylemek gerekirse Türkiye’nin bu treni kaçırma lüksü yoktur!

Benim gördüğüm devlet yetkililerinin Mavi Vatan konusunda bir bilinç sahibi oldukları. Özellikle Libya’da devletimizin meşru hükümet olan Trablus yönetimini desteklemeleri, Mavi Vatan konusunda ciddiyetle çalışmalar yapıldığını gösteriyor. Bunun yanında şuan Türkiye sondaj gemileriyle dünyada sayılı devletlerden biri konumunda. Tamamı Türkiye’ye ait olan bu gemiler sadece doğalgaz ve petrol aramıyor, geleceğin BÜYÜK TÜRKİYE’sinin de çıkış yolunu arıyor. PRUVALARI NETA OLSUN.

Fatih Sondaj Gemisi

İlginizi Çekebilecek Diğer Makaleler


  • Geleceğin Meslekleri: En İyi ve En Çok Kazandıran Meslekler

    Hemen Oku.
  • Akıl Güneşinden Bir Parıltı: İmam Maturidi

    Hemen Oku.
  • Türk Uzay Ajansı'nın Elon Musk Serüveni

    Hemen Oku.

Okuyucu Yorumları


  • Cihat Aras

    29.03.2021 23:41:00

    Çok Bilgilendirici bir içerik. İçeriklerinizin devamını sabırsızlıkla bekliyorum.

Yorum Yap