Uzun İnce Bir Yol: Türk Milliyetçiliği - TeknoYouth

Tarih

29.04.2021 12:15:00

Uzun İnce Bir Yol: Türk Milliyetçiliği

   ‘’Nabızlarımda vuran duygular ki tarihin 
     Birer derin sesidir..’’

 

Milliyetçilik bizim gibi imparatorluk mirası devralmış ulus devletlerde anlaşılması ve anlatılması zor bir fikirdir. Türkiye uzun yıllar bu gerçeğin sancılarını yaşadı. Öncelikle bu hakikati belirttikten sonra bir insanın niçin milliyetçi duygular besleyebileceğini ve doğru milliyetçilik bakış açısının ne olmasını gerektiğini kısaca anlatmak isterim. 

İnsan denilen varlığı anlamak için bir takım hususiyetleri iyi kavramak lazım. İnsanın eylemleri esasında fikri bir altyapıya sahiptir. Bu fikri altyapı da yaratılışımızdan gelen fıtri özelliklerle doğrudan ilişkilidir. Farz-ı misal bir kadının yaratılıştan gelen annelik iç güdüsüyle çocuğuna yoğun bir şefkat duyması, aslında konuya verilebilecek güzel bir örnektir. Yani eylem ve düşüncelerimiz, doğuşumuzdan itibaren içimizde var olan hislerle doğrudan ilintilidir.  Milliyetçilik ise; bir insanın mensup olduğu millete ve o milleti teşkil eden kültürel motiflere bir aidiyet duymasıdır. Tabii bunu akademik olarak ifade etmek mümkün ama ben milliyetçiliği daha çok bir his, aidiyet hissi olarak algıladığım için meseleyi bu perspektiften ele almak istedim.  

Doğrusu Türkiye’deki bazı çevrelerin milliyetçiliği bir insanlık suçuymuş gibi algılamalarına ben bir anlam veremiyorum. Sen nasıl ki bu hayatta bir takım şeylere aidiyet duyuyorsan, ben de mensubu olduğum millete ve o milletin asırlar öncesinden gelen köklü tarihine ve kültürel motiflerine bağlılık duyuyorum, bunun nesi garip? Bu insan psikolojisinde var olan ‘’yakına bağlılık’’ gerçeğinin bir yansımasıdır.  

Bu hususu kısa bir şekilde anlattıktan sonra esas can alıcı nokta olan ‘’doğru milliyetçilik’’ anlayışının nasıl olması gerektiğine dair fikirlerimi sizlerle paylaşmak isterim. Bizim Türkiye’de en büyük şanssızlığımız, kendisini milliyetçi olarak ifade eden insanların ciddi bir kısmının vasat tipler olması. Malum bozkurt işareti yapıp, Türk örf ve adetleriyle uzaktan yakından alakası olmayan ve kabul edilemeyecek davranışları sergileyen yığınla insan dolu memlekette. Bu da benim gibi milliyetçiliği irfanla, hukukla ve medeni bir üslupla değerlendiren az sayıda insanı gerçekten zor duruma düşürüyor. Hadd-i zatında benim içimi parçalayan konu, bir zamanların milliyetçileriyle bugün kendilerini milliyetçi olarak ifade eden insanlar arasındaki farklar. Ziya Gökalp’lerden, Yusuf Akçura’lardan, Ömer Seyfettin’lerden, Sadri Maksudi Arsal’lardan bugün geldiğimiz nokta gerçekten içler acısıdır. Bu durumun en büyük nedeni de milliyetçiliğin Türkiye’deki kurumsal yapılarını kontrol eden insanların beceriksizliği, iş bilmezliği ve aynı oranda vasat tipler olmalarıdır. 

‘’Doğru milliyetçilik’’ mevzusuna devam edelim. (Tabi bu benim görüşümdür, asla bir dogma olarak kabul edilmemeli ve tartışmaya açık olmalıdır) 25 yaşında bir genç olarak yaklaşık 10 yıldır milliyetçilik hakkında elimden geldiğince okumalar yapan birisiyim. Benim gördüğüm Türkiye’de üç tip milliyetçilik algısı mevcut. Bunun birincisi ve en yaygın olanı Türk-İslam Sentezinden oluşan milliyetçilik. İkincisi Atsız ekolünden gelen ve bazı yönleriyle aşırı olarak tanımlayabileceğimiz milliyetçilik ve üçüncüsü ise kültürel milliyetçilik. Benim benimsediğim ve Türkiye için en sağlıklı bulduğum milliyetçilik anlayışı üçüncüsüdür. Bu milliyetçilik anlayışı, asla ırkçı bir temele dayanmamakla birlikte ‘’kader birliği yapmış insanların’’ bir ve beraber hareket ederek ortak bir ülküye inanmalarıdır.  

Kültürel milliyetçilik anlayışını akademik olarak tanımlamak gerekirse buna Renan milliyetçilik algısı da diyebiliriz. Renan ‘’bir millet ruhtur, manevi bir varlıktır ve duygulardan oluşur’’ der.  Tam bu noktada dün gördüğüm bir haber herhalde başka söze gerek bırakmayacaktır, o haber şöyleydi;  ‘’91 yaşında Almanya’nın Bremen kentinde vefat eden ve tabutuna Türk bayrağı sarılmasını vasiyet eden Ermeni asıllı Kore Gazimiz Minas Kaya’nın, Almanya’da yaşayan değerli ailesine taziye ziyareti gerçekleştirerek başsağlığı ve sabır temennisinde bulunduk.’’ Haberi, Savunma Bakanlığımız resmi Twitter adresinden paylaşmış. Tabi milliyetçilik üzerine uzun uzun konuşacak ve yazacağız, zira önemsediğim bir konudur milliyetçilik. Şimdilik bir girizgah olan bu yazımın sizlere bir fayda getirmesini temenni ederim ve ilaveten şunları söyleyerek yazımı bitiriyorum; 

Bugün benim gibi milliyetçilerin yapması gereken en önemli şey, doğru milliyetçilik anlayışını medeni bir üslupla insanlara anlatmaktır. Aksi takdirde, memleketteki tüm bölücü odaklar için bu konu, bir istismar alanı olur ve Türkiye bundan zarar görür. Parolamız bellidir ‘’medeni, aklı başında ve slogandan öteye geçebilmiş bir milliyetçilik.''

 

                                                                                                                                                                                                                              Saygılarımla..

 

İlginizi Çekebilecek Diğer Makaleler


Okuyucu Yorumları


Yorum Yap