Ziya Gökalp ve Solidarizm - TeknoYouth

Tarih

3.04.2021 17:21:00

Ziya Gökalp ve Solidarizm

‘’Fikirlerimin babası Ziya Gökalp’tir’’ Atatürk’ün fikir dünyasının en önemli mimarlarından olan Ziya Gökalp, tarihimizin mühim şahsiyetlerinden biridir. Gökalp’in fikirlerini anlamak, onun görüşlerini irdelemek hiç şüphesiz bize önemli katkılar sağlayacaktır.

İktisadi bir kavram olan Solidarizm; günümüz Türkçesiyle ‘’dayanışmacılık’’ olarak ifade edilir. Eski Türkçe’de ise ‘’tesanütçülük’’ olarak bilinir. Solidarizm kavramının kökeni Fransız yazar Durkheim’a kadar gitmektedir. Bize de başta Gökalp olmak üzere Tekin Alp gibi isimler aracılığıyla ulaşmıştır. Özellikle İttihat ve Terakki idarelerinde olmak üzere, cumhuriyetin ilk yıllarında var olan iktisadi felsefeye de ciddi etki etmiş bir kavramdır solidarizm. Şahsen benim de benimsediğim ve günümüz Türkiye’si içinde uygulanabilecek bir iktisadi görüştür solidarizm. Bir toplumda huzur ve güven ortamının oluşabilmesinin en önemli etkenlerinden birisi, toplumun belirli bir ekonomik güçte olmasıdır. Sosyal Adaletin olmadığı, nimetlerin ve külfetlerin adil ve vicdanlı paylaştırılmadığı bir toplumda huzur olmaz, aksine her türlü toplumsal problemin ortaya çıkması kaçınılmaz olur. Bugün Avrupa ülkelerinde, Şark toplumlarına kıyasla bir refah, huzur ve güven ortamı varsa ki bu var, bunun nedeni Avrupa’nın gelir dağılımını gayet sistemli ve güzel bir şekilde yapmasından dolayıdır. Kısacası üretiyorlar ve ürettiklerini adil bir şekilde paylaşıyorlar. Bizim de uygulamamız gereken sistem budur. Solidarizm kavramını kısaca biraz daha anlatmak gerekirse; Sosyalizm ve Liberalizm arasında 3. bir yol olmayı hedefleyen, her iki görüşün aşırılıklarını bir kenara bırakarak, toplumu bir ahenk içinde yaşatmayı amaçlayan ve gelir dağılımını adil dağıtarak toplumsal dayanışmayı hedefleyen bir fikirdir.

Tabii bu kavramı bizim tarihimize yerleştiren ve getiren Ziya Gökalp’i okumak bu hususta bizlere önemli bir katkı sağlayacaktır. Gökalp Türkçülüğün Esasları adlı eserinin "İktisadi Türkçülük" başlıklı kısmında şu görüşleri dile getiriyordu. "Türkler hürriyet ve istiklali sevdikleri için iştirakçi (sosyalist veya komünist) olamazlar. Fakat, müsavatperver olduklarından dolayı, fertçi de kalamazlar. Türk harsına en uygun olan sistem (solidarizm) yani tesanütçülüktür. Ferdi mülkiyet, içtimai tesanütte hadim bulunmak şartıyla meşrudur. Sosyalistlerin ve komünistlerin ferdi mülkiyeti ilgaya teşebbüs etmeleri doğru değildir. Yalnız, içtimai tesanütte hadim (hizmet eden) olmayan ferdi mülkiyetler varsa, bunlar meşru sayılamaz. Bundan başka, mülkiyet yalnız ferdi olmak lazım gelmez. Ferdi mülkiyet gibi, içtimai mülkiyette olmalıdır. Cemiyetin bir fedakarlığı veya zahmeti neticesinde husule gelen ve fertlerin hiçbir emeğinden hasıl olmayan fazla temettüler (kazançlar) cemiyete aittir. Fertlerin bu temettüleri kendilerine hasretmesi meşru değildir. Fazla temettülerin (kazançların) cemiyet namına toplanmasıyla husule gelecek büyük meblağlar, cemiyet hesabına açılacak fabrikaların, tesis olunacak büyük çiftliklerin sermayesi olur. Hülasa, her türlü sefalete nihayet vererek umumun refahını temin için her ne lazımsa yapılır. Hatta, bu içtimai servet kafi miktara baliğ olunca, halktan vergi almaya da ihtiyaç kalmaz. Hiç olmazsa vergilerin nevi ve miktarı azaltılabilir. Demek ki, Türklerin içtimai mefkuresi, ferdi mülkiyeti kaldırmaksızın, içtimai servetleri fertlere gasp ettirmemek, umumun menfaatine sarf etmek üzere muhafaza ve tenmiyesine (artırmaya) çalışmak olmalıdır. (Ziya Gökalp 1976: 174- 175)

 

Kaynaklar;

https://dergipark.org.tr/tr/pub/turkiyat/issue/16660/329784

İlginizi Çekebilecek Diğer Makaleler


  • Avrupa Süper Ligi Karmaşası

    Hemen Oku.
  • Türkiye Büyükşehirlerinde ki Gayri Safi Milli Hasıla

    Hemen Oku.
  • Geçmişin Kara Tarihini Belirleyen Adam: Adolf Hitler

    Hemen Oku.

Okuyucu Yorumları


Yorum Yap